Spor özellikle de Fenerbahçe tutkum.Gerçeği yansıtmayan haksız yazılara karşı yazmak için buradayım

22 Ekim 2025 Çarşamba

FENERBAHÇE’NİN İHTİYACI OLAN TEK ŞEY: BİRLİK VE BERABERLİK

Fenerbahçe bu sezon da tam anlamıyla bir hayal kırıklığı yaşıyor.
Üstelik bu hayal kırıklığının kolay kolay geçeceğini sanmıyorum.

Neden mi?

3 Temmuz süreciyle paramparça edilmek istenen Fenerbahçe, aradan geçen yıllar boyunca “yapı” adı altında oluşturulan düzen tarafından sürekli baltalandı, önü kesildi.
Şampiyonlukları çalındı, hakları gasp edildi.
Ve o karanlık günlerin saha içindeki yansımaları her sezon artarak devam etti.

Bu süreçte eski Başkan Ali Koç ve yönetimi, ekonomik anlamda Aziz Yıldırım dönemi sonrasında ellerinden gelenin fazlasını yaptı.
Ceplerinden milyonlarca lira harcayıp batmakta olan kulübü yeniden ayağa kaldırdılar.
Ancak futboldaki kirli düzeni aşmakta başarılı olamadılar.
Amatör branşlarda başarılar peş peşe gelirken, futbolda sistemli bir şekilde engellendiler.
Çünkü bazıları Fenerbahçe’nin başarılı olmasını istemiyor, tam tersine, var güçleriyle baltalamaya devam ediyorlar.

99 puan toplanan, 99 gol atılan sezonda çalınan şampiyonluğun ardından, bu kez Mourinho döneminde aynı yapı yeniden devreye girdi.
Başarıyı, Mourinho ile birlikte el ele vererek engellemeyi başardılar.

Amaç açıktı!
Ne sportif başarı, ne ekonomik istikrar gelsin!
Bu yüzden sezon bitmeden kulüp bir seçim sürecine sürüklendi.
Bu operasyon Fenerbahçe’yi içten içe sarstı, yönetim değişikliği takımı alabora etti.
Yeni sezon tatsız, tuzsuz bir başlangıçla açıldı.
Sezon başladıktan sonra gelen Teknik direktöre karşı oluşturulan bilinçli algılar, kadro eleştirileri, iç çekişmeler derken Fenerbahçe bir kez daha kaosun tam ortasına itildi.

Son 30 yıldır ligde hep zirveye oynayan bu kulüpten, bu sezon aynı başarıyı beklemek,
“mum ışığında ceviz toplamak” kadar zor görünüyor…

Fenerbahçe kendi içinde birlik ve beraberliği sağlayamadığı sürece;
Medyadaki paralı düşmanlarla, silahşörlere, 
TFF, MHK, VAR sistemi ve BeIN Sports’un taraflı yayıncılığıyla, yapının taşlarından olan bir çok kulüp başkanlarıyla mücadele edemez!
Başarı da yakalayamaz!

Diğer takım başkan yada teknik direktörlerinin sadece Fenerbahçe’yi yenmek için önlerinde oynayacakları maçları bırakıp günler öncesinden Fenerbshçe'ye karşı hazırlanmaya başlamaları, demeçler vermeleri Fenerbahçe'ye oluşturulan sinsi planların açık göstergesidir.

Artık Fenerbahçe’nin önceliği birlik ve beraberlik olmalıdır.
Bu olmadan kurtuluş da, zafer de mümkün değildir.

“Balık ağa girdikten sonra aklı başına gelir” derler.
Ama yaşanan bunca olay bile Fenerbahçe’nin aklını başına getirmeye yetmemiştir.
İç çekişmeler hâlâ sürmektedir.
Yüksek Divan Kurulu’nda bir kez daha görüldü ki,
efsane başkan Aziz Yıldırım bile hâlâ kişisel hesaplaşmaların içinde.
Söylemleri ve tavırlarıyla kendisini adeta Fenerbahçe’nin üzerinde görmektedir.

2006’dan bu yana yaşanan her şey aslında 3 Temmuz’un saha içindeki devamıdır.
Artık o “yapı”, sahaya inmiş, göz göre göre maçların kaderine müdahale eder hale gelmiştir.
Bir takım sürekli kollanırken, Fenerbahçe sistemli biçimde engellenmektedir.

Türk futbolundaki bu kirli yapı temizlenmedikçe,
Fenerbahçe rahat nefes alamayacaktır.
Sorun sadece yönetim ya da teknik direktör değil ülkenin genel düzeninin futbol sahasındaki yansımasıdır.
Ve bu yansıma en sert şekilde Fenerbahçe’ye çarpmaktadır.

Bu yüzden, her ne kadar sezon “şampiyonluk parolasıyla” başlasa da,
bu şartlarda ligi ilk üçte bitirmek bile başarı sayılacaktır.

Ancak taraftar, bu yapının pompaladığı algılara boyun eğmemelidir!
Fenerbahçe’yi ayağa kaldıracak olan, taraftarın inancı ve desteğidir.
Maçlara gidilmeli, tribünler doldurulmalı,
oturarak değil, ses kısılana kadar bağırarak destek verilmelidir.

Çünkü Fenerbahçelilik, tam da böyle zor günlerde belli olur.
Büyük üstat İslam Çupi’nin dediği gibi:

“Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,
ne kupa büyüklüğüdür.
Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte…
Adı konamaz.
Şampiyon olmak mümkün,
Fenerbahçe olmak imkânsız.”

Fenerbahçe bu sezon şampiyon olmasa bile büyüklüğünden hiçbir şey kaybetmeyecektir.
Çünkü Fenerbahçe halktır, 
Halkın sesidir.
Cumhuriyet’tir, 
Atatürk’ün yoludur.
Ve bu yolda yürüyenler için daima bir ışıktır.

Bu karanlık dönem de bitecektir.
Ama önemli olan, gerçekleri görmek ve camianın ileri gelenlerinin artık taşın altına elini koymasıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder