Spor özellikle de Fenerbahçe tutkum.Gerçeği yansıtmayan haksız yazılara karşı yazmak için buradayım

30 Kasım 2025 Pazar

KADIKÖY'DE HESAPLAŞMA ZAMANI!

Bugün 1 Aralık 2025.
Yılın son ayının ilk günü…
Ama bu yılın en büyük hesaplaşmalarından biri Kadıköy’de sahne alıyor.

Bugün oynanacak maç, sadece üç puanın değil,
yıllardır kurulan kirli düzenle, yıllardır gasp edilen haklarla yüzleşmenin maçı olacak!

Bir tarafta:
Hakkı yenmiş, önü kesilmiş, duvara defalarca çarptırılmış ama yine de pes etmeyen Fenerbahçe.
Cumhuriyet’in kuruluşundan beri her fırtınadan çıkıp ayakta kalmayı bilen, devletine milletine omuz vermiş, mazisinde onur taşıyan bir camia.

Diğer tarafta:
Saha dışı destekle büyüyen, tartışmaların gölgesinden kurtulamayan,
Karanlık ilişkilerin ortasında adı anılan,
Her krizi “bir şekilde” temizlenen bir düzenin temsilcisi.

Bugün Fenerbahçe, sadece rakibine karşı maça çıkmıyor!
Yirmi yıldır kurgulanan karanlık senaryoya tokadı vurmak için sahaya çıkıyor!

Bu maç ya:
Fenerbahçe’nin yeniden doğruluşu, birleşip ayağa kalkışı olacak. Ya da yıllardır arkadan ittikleri o düzen için bir can simidi maçına daha dönüşecek!

Benim cevabım net...
Bugün o düzen Kadıköy’de duvara toslayacak!

Onların “Bu ateş üfleyerek sönmez” dediği yerde,
biz çok iyi biliyoruz!
O ateşi yakan kendileriydi.
Fenerbahçe’ye iftira atan, suçlayan, UEFA kapılarında dilekçe peşinde koşan kendileriydi.

Bugün sahaya çıkacak takımın adı,
Kuvayı Milliye’nin Takımı Fenerbahçe!

Ve bu takım,
yıllardır yakılan o kirli ateşi,
Marmara’nın dalgalarıyla söndürmek için
Kadıköy’de, Cumhuriyet’in bekçileriyle, Atatürk’ün askerleriyle
90 dakika boyunca durmadan, susmadan, geri adım atmadan savaşacaktır...

27 Kasım 2025 Perşembe

KADIKÖY'DE PUANLAR PAYLAŞILDI

KADIKÖY'DE PUANLAR PAYLAŞILDI!

Fenerbahçe bu akşam kendi hataları dışında rakibe pozisyon vermedi. Yediğimiz gol de duran toptandı. 
İsmail, Fred, Osterwolde gibi eksikler düşünüldüğünde takım genel olarak iyi bir iş çıkardı. 
Alvarez ve Semedo muhteşem oynadı. Genç Yiğit Efe hatasızdı. Sanki yıllardır bu takımdaymış gibi çok iyi performans gösterdi. Sakatlanması ise büyük şanssızlık oldu.

Talisca görevini yaptı. Golünü attı.
Ancak Kerem için aynısını söylemek zor! Adam geçmekte çok zorlanıyor, hatta geçemiyor.Kerem'in geçmiş yıllardaki performasına dönmesi gerekir. 

Oyuna sonradan giren Nene, Levent ve Mert Müldür iyi oynadılar. John Duran'ın mücadelesi iyiydi  fakat gereksiz bir kırmızı kart gördü. Oysa oynaması ve ritmini bulması gerekiyor. Sahada daha dikkatli olması gerekir.

Genel olarak Alvarez, Semedo, sonradan oyuna girenler ve Yiğit Efe çok iyiydi. 
Bunca eksiğe rağmen Fenerbahçe’nin mücadelesi takdire şayandı. 
Bir puan sorun değil! Daha 3 maç var. Fenerbahçe buradan mutlaka üst tura çıkacaktır...
Çünkü Fenerbahçe üstüne koyarak oynamaya devam ediyor...

25 Kasım 2025 Salı

USG'DEN TEK VURUŞ, 3 PUAN!

Derbi haftasında Fransızlar öyle bir telaşa kapıldı ki, Rams Park’ta USG karşısında adeta hep kırmızı ışıkta kaldılar.

Taraftarları stadyumda birbirlerine baka baka, “Acaba hava mı soğudu, yoksa Fenerbahçe mi geliyor?” diye düşündüklerinden, meşhur akustik rekoru denemesini bile unuttular.

Bu akşam kendi sahalarında yenilince de bahaneleri de  hazırdır elbet.

“Hakem kötüydü… Saha kenarında hoplayıp zıplayıp her pozisyona kart isteyen, sonra kulübenin en dip köşesine saklanan Okan’ı buldu sarıyı verdi… Hakkımız yendi…” diye klasik sersenişlerini yapacaklardır.

Genç oyuncularına bile aşılamışlar içlerindekilerini! 
Öyleki çocuk kırmızı kart görüyor hakeme VAR'a git diye işaret yapıyor!
Diz boyundan fazla kepazelik bu!
Anlayana!

Daha derbi haftası bile gelmeden, sanki devlet zirvesi toplanıyormuş gibi Fenerbahçe maçını konuşmaya başladılar. 
Önlerinde Şampiyonlar Ligi maçı vardı  ama yokmuş gibi davrandılar. 
Sonuç? 
Boynu bükük şekilde kulübeye saklandılar.
USG Fransızları tek vuruşla nakavt etti.

Bunlarda işin içinde Fenerbahçe olunca tüm programlar iptal. 
Fransız takvimleri yeniden basılıyor, gündem tek maddeye düşüyor:
“Aman dikkat, Fener maçı var!”

Ülke puanıymış, Şampiyonlar Ligi geliriymiş… Bu hafta hepsini çöpe atıp sadece Fener maçına sarıldılar.
Öyle ki Ederson’u TFF’ye şikâyet ederken muhtemelen özel toplantı odası hazırlayıp, üç kamerayla çekim yapıp, grafik animasyonlu sunum hazırlamışlardır. Emin olun bu çekimlerde  Hollywood sahnelerini aratmamışlardır!

Ne zaman  bunların başları sıkışsa hemen klasik taktik devreye giriyor!
Önce işi karıştır, sonra “Biz yapmadık” derler! Ardından da Sarayda alakasız bir etkinlikte ortaya çıkıp  gülümseyerek poz verirler!

Nasılsa en önemli oyuncular sakat, suçlayacak birilerini bulmak şart!
Resmen yıllardır değişmeyen bir Fransız futbol geleneği bunlardaki..

Aziz Yıldırım’ın o meşhur cümlesi var ya…
“Hem her türlü işi yapıyorlar hem de masum numarasına yatıyorlar.”
İşte bu hafta yaşananlar tam olarak bu!

Biraz utanır, biraz sıkılır insan olan…
Ama belli ki bunların utanma mekanizması opsiyonel aksesuar olarak ekleniyormuş gibi. Bizim gördüğümüz, bildiğimiz bu modellerde utanmamanın alası var!

Gerçekten yeter artık!
Bu kadar ayak oyunu, bu kadar telaş, bu kadar panik niye?
Sanki futbol değil, uzaya çıkma yarışı!
Alt tarafı bir derbi.

Ya yenersin ya yenilirsin…
Dünyanın sonu değil ki!
Zaten 20 yıl kazanamadın, ne kaybettin?

Biraz ahlak, biraz dürüstlük…
İşte o zaman gerçek futbol olur.

24 Kasım 2025 Pazartesi

Sosyal Medya İki Yüzlülüğü!

Yakın zamanda yirmi bir şehit verdik…
Sosyal medyada herkes vatan, millet, Sakarya diye haykırdı.
Ama o haykırışların çoğu sadece gösterişti. Ekranın parlak ışığında yankılanıp kaybolan sözlerdi.

Çünkü diyorum ki: Göstermelikti!
Hiç kimse yaşamında bir gün olsun şehitlerimiz için bir değişiklik yapmadı.
Ne bir saygı duruşu, ne bir durup düşünme, ne de içten bir muhasebe…
Sadece paylaşımlar yapıldı, birkaç saniyelik “duyarlılık” sergilendi;
sonra hayatlar hiçbir şey olmamış gibi devam etti.

Kahkahalar atıldı…
Hayatın içindeki yalan dolanlar su gibi aktı…
Acının ağırlığı, sorumluluğun ciddiyeti hiçbir yaşamı etkilemedi.
Sosyal medya şovu bittiğinde, paylaşımlar da bitti.

Ben buna karşıyım.
Bu millet bu kadar vurdumduymaz olamaz.
Bu kadar cahil, bu kadar sadece kendini düşünen bir topluma dönüşmemeliyiz.

Ne oldu bize?
Bu milletin ayarlarıyla nasıl oynandı?
Neden bu hale geldik?

Allah sonumuzu hayreylesin…
Çünkü biliyorum ki Allah hiçbir milleti sebepsiz yere cezalandırmaz.
Musibeti çağıran, bizzat milletin kendi halidir.
Bugün başımıza ne geliyorsa, sebebi yine biziz.

Ahlakımızı kaybettik, edebimizi kaybettik, namusumuzu kaybettik…
Değerlerimizi, özümüzü, insanlığımızı kaybettik.
Kaybetmediğimiz bir şey kaldı mı?
Her şeyimizi yitirdik…
Ve üstelik bunun farkındayız ama yine de kaybettiklerimizle umursamadan yaşamaya devam ediyoruz...

23 Kasım 2025 Pazar

FENERBAHÇE RİZE'DE HAKEMİ DE YENDİ!

Fener Rize’de Gece Gündüzü Yaşadı!

Milli aradan sonra Rize’de sahaya çıkan sarı-lacivertliler, maçın daha başında hakem Çağdaş Altay’ın Fred’e yapılan net faulü vermeyip oyunu devam ettirmesi sonucu bir anda kalesinde golü gördü. 
Bu şok daha geçmeden, bu kez yine Fred’in omzuna çarpan topa “el” diyerek Fenerbahçe aleyhine tehlikeli bölgeden frikik verdi. O frikikten gelen golle skor 15 dakikada 2-0’a geldi.
İlk 15 dakikada Çağdaş Altay Rize’de adeta operasyon yapmayı başarmıştı.

2-0’ın etkisiyle Fenerbahçe oyuna tutunmakta zorlandı. Yaklaşık yarım saat boyunca tempoyu yakalayamayan sarı-lacivertliler buna rağmen pozisyonlar üretti. Ancak bu defa da kaleci Fofana’yı geçmeyi başaramadı.

İlk yarı Fenerbahçe adına umut vermezken, ikinci yarı adeta karanlıktan aydınlığa çıkış gibiydi.

Fenerbahçe ikinci yarıya fırtına gibi başladı ve ilk yarının kahramanı Fofana’nın hatasıyla skor 2-1’e geldi. 
Ardından Tedesco’nun doğru zamanlı hamleleri ve Talisca’nın nefis kafa golüyle durum 2-2’ye geldi.
Gecenin en güzel golü ise Kerem’in ortasında Duran’ın indirdiği topa Asensio’nun havada gelişine yaptığı mükemmel vuruşla geldi ve Fenerbahçe 3-2 öne geçti.

Bu golden sonra ataklarını artıran Fenerbahçe, 10 kişi kalan rakibi karşısında oyunun kontrolünü tamamen eline aldı. Levent’in kendi kalesine göndermek üzere olduğu pozisyonda şans Fenerbahçe’den yanaydı.

İlerleyen dakikalarda Rizespor’un gol bulmasına izin vermeyen Fenerbahçe, Nene’nin bireysel çabasıyla kaptığı topta “al da at” diye bıraktığı pası Nesry’nin tek vuruşla gole çevirmesiyle farkı 4-2’ye taşıdı.
Archi Brown’ın attığı beşinci gol ise maçın skorunu belirledi  ve Fenerbahçe haftayı kayıpsız namağlup tek takım olarak kapattı.

Gecenin Özeti Çok Net!

Hakem Çağdaş Altay maça o kadar taraflı başladı ki Fenerbahçe’nin lehine olan bariz faulü görmezden geldi, devamında da olmayan pozisyonda Fenerbahçe aleyhine frikik vererek Sarı-Lacivertlilerin 2-0 geriye düşmesine adeta zemin hazırladı.

Fenerbahçe bir anlamda Rize'de sadece rakibini değil, hakemi de yenmiş oldu.

Sarı-lacivertliler şampiyonluk istiyorsa, Türkiye Ligi’nde bu tarz hakem yönetimlerine karşı da mücadele etmeyi bilmek zorunda. İkinci yarıda gösterilen karakter, Fenerbahçe’nin neden şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri olduğunu bir kez daha gösterdi.

Gözler Derbiye Çevrildi

Önümüzdeki hafta derbi var.
Derbilerin havası başkadır ama sezon başından beri söylediğim “birlik–beraberlik” çağrısı Fenerbahçe’de sahada karşılığını bulmuş durumda. 
Kulübe, teknik heyet ve oyuncular şampiyonluk için tek yürek olmuş durumda.

Fenerbahçe bu birlikteliği korur ve Galatasaray maçına iyi hazırlanırsa, Kadıköy’de ezeli rakibini yenip liderliği ele geçirmesi hiç de sürpriz olmaz.

Çünkü bu takımda ışık var.
Bu takımda umut var.
Ve son maçlar bize gösterdi ki, Fenerbahçe karanlığı aydınlığa çevirmeyi çok iyi biliyor.
Bu da Tedesco'nun eseri...

19 Kasım 2025 Çarşamba

İSPANYA MİLLİ TAKIMI’NA KARŞI TARİHİ BAŞARI!

Bizim çocuklar dün gece İspanya’da harika bir iş çıkardı.
Grup maçlarında gol bile yemeyen İspanya Milli Takımı’na iki gol atıp, üstelik beraberlikle puan alarak tarihe geçtiler.
Tarih, grup aşamasında İspanya’ya gol atan ve puan alan tek takım olarak Türkiye’yi yazacaktır.

Maça kötü başladık!
ilk dakikalarda gol yedik. Sonrasında toparlanmak biraz zaman aldı. Uzun pas denemeleri işimizi zorlaştırdı çünkü her uzun top rakibe gidiyordu. Rakip dar alanda kısa paslarla rahat oynayıp araya attığı toplarla bize zor anlar yaşatırken, biz uzun toplarla çözüm aradık.

Dakikalar 42' yi gösterirken  genç oyuncumuz Deniz sahneye çıkıp İspanya ağlarını havalandırdı.
Soyunma odasına İspanyol boğaları sersemlemiş bir şekilde gittiler, biz ise daha inaçlı olarak devreyi bitirdik.

İlk yarının gerçek kahramanı ise Kaleci Altay Bayındır oldu.
Tam 4 net gol pozisyonunu çıkartarak millilerimizi maçta tuttu.

İkinci yarıya daha etkili başlayan millilerimiz, Salih Özcan’ın ceza sahası dışından attığı klas golle öne geçmeyi başardı.
Sonrasında İspanya’nın golü ise tamamen bir şans golü oldu.

Millilerde Altay Bayındır tartışmasız maçın yıldızıydı.
Çağlar Söyüncü, Orkun Kökçü ve Salih Özcan müthiş oynadılar.
Barış Alper rakip defansı resmen dağıttı.
Ferdi için ayrıca parantez açmak gerekiyor. Sakatlıktan döndükten sonra böyle güçlü bir performans göstermesini kimse beklemiyordu. Allah nazarlardan saklasın.

Milli takımımızı yürekten tebrik ediyoruz.
İnşallah yarı final ve final playoff maçlarında da aynı başarıyı gösterip bizleri bir kez daha gururlandırırlar.

Yolunuz açık, zafer sizinle olsun çocuklar!

16 Kasım 2025 Pazar

Müjde! Emekliye Zam, İşçiye Zam, Memura Zam!

Zam ayları yaklaşınca iktidara yakın kaynaklar başlıyorlar erken atışlara…

Daha 2 ay var ama manşetler hazır! 

Emekliye “Şu kadar zam!”,
Memura “Bu kadar artış!”,
Asgari ücrete “Şaşırtan zam!”
Refah payı müjdesi vs.

Emekli, işçi, memur…
Zam, zam, zam!
Her gün aynı başlıklar, aynı yalan umutlar.

Gerçek ne?
Zam oranı zaten belli.
TÜİK’in makyajlı, inandırıcılığını yitirmiş yalan  enflasyonu dünden belli.

Peki ne yapıyorlar?
Gündemi dolduruyorlar…
İnsanları oyalıyorlar…
Umut satarak hayal tacirliği yapıyorlar!
Gerçek ekonomik sorunlar konuşulmasın diye gündemi köpürtmeye hergün devam ediyorlar.

İnsanları küçük beklentilerin peşine takıp zihinleri meşgul ediyorlar. 
Yıllardır yapılan bu!
Bu, resmen bir kitleyi kontrol yöntemi...

Dar gelirlinin aklıyla oynuyorlar!
Beklenti yaratıp kafa karıştırıyorlar!
Gerçekleri saklamak için umut manipülasyonu yapıyorlar!

Bu milletin aklıyla alay etmeyi bırakın artık!
Zammı değil, adaleti konuşun.
Yalanı değil, gerçeği konuşun.
21 şehidin aile feryatlarını konuşun!

13 Kasım 2025 Perşembe

VERİLER SİLİNİP GERÇEKLER GİZLENDİ Mİ?

Türk futbolunu sarsan bahis skandalında yaşanan akıl almaz gelişmeler kafaları fazlasıyla karıştırmaya devam ediyor. Süper Lig’de yapının döndüğü en üst seviyedeki bazı futbolcuların isimlerinin savcılığa bildirilmediği, bilerek gizlendiği yönündeki iddialar her geçen gün daha da güçleniyor.

Hatta iddiaya göre, savcılığa sunulan listeler hazırlanırken veri tabanındaki bazı futbolcuların bilgilerinin sistemden bilinçli şekilde silindiği dile getiriliyor. Sadece hesap açmış, küçük miktarlarda bahis oynamış alt lig futbolcularının ve göstermelik olarak Süper Lig’de kadroya girmekte zorlanan birkaç ismin dosyaya dahil edilmesi ise, meselenin üstünün örtülmeye çalışıldığının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.

Eğer durum gerçekten böyle ise ki ben de böyle olduğuna inanıyorum bu tablo ortaya çıktığında kamuoyunda büyük bir yankı uyandıracaktır. Çünkü bu soruların cevabı ortada duruyor:

Hangi el bu olaya müdahale etti?

Kim kimi koruyor?

Eğer bu iddialar doğruysa, söz konusu olan yalnızca bir bahis skandalı değildir, Türk futbolunun kirli damarlarını ortaya çıkaran, organize bir yolsuzluk zinciridir.

Açıklanan cezalar bile bu çarpıklığı gözler önüne seriyor. Aynı takımdan olaya karışan iki oyuncudan biri 9 ay ceza alırken, diğeri sadece 45 gün hak mahrumiyeti ile kurtarılıyor. Burada bile bir “kollama”, bir “dizayn” göze çarpıyor. Örneğin Eren Elmalı’nın cezası öyle bir ayarlandı ki Aralık sonunda bitecek şekilde düzenlendi. Eğer 9 ay ceza alsaydı, Galatasaray İsmail Jakobs’un Afrika Kupası’na gidecek olması nedeniyle sol beksiz kalacaktı. Görünen o ki yapı devreye girdi ve bu ihtimali ortadan kaldırdı.

Gelelim savcılığa!

Savcılığın görevi nettir!
Orijinal verileri talep etmek, dijital kayıtların kimler tarafından değiştirildiğini tespit etmektir.
Uzmanlara göre veriler silinse bile sistem mutlaka iz bırakır. O izler de bugün gizlenen isimleri teker teker ortaya çıkaracaktır.

Gerçek tablonun gizlendiği aşikardır. Bazı kulüplerde fazla forma şansı bulmayan futbolcular özellikle listeye dahil edilerek dikkat başka yöne çekildi. Amaç belliydi! Kamuoyunun gözünü başka yere çevirmek ve yapıyı korumak.

Bu süreçte Beşiktaş’tan Mecit gibi karakterli bir oyuncunun ismi açıklandı. Ersin’in ismi açıklandı.
Peki ama perde arkasındaki asıl kirli isimler nerede?
Türkiye Süper Ligi’nin içindeki o büyük oyuncular nerede?
Yöneticiler nerede?
Dışarıdan destek verenler, maçları dizayn edenler nerede?

Bu tam anlamıyla bir göz boyamadır. Hedef saptırma operasyonudur. Yapının ifşa olmasını engelleme çabasıdır.

Hakem cephesi de aynı karanlıkta…

Tıpkı futbolcularda olduğu gibi üst klasman hakemlerinin isimleri listede yok.
Yıllardır bir kulübün lehine verdikleri kararlarla gündeme gelen, adeta o kulübün “12. adamı” gibi davranan, Fenerbahçe maçlarında Fenerbahçe’yi doğrayan, şampiyonluklarını çalan hakemlerin isimleri dosyaya dahil edilmedi.

Buna karşılık Zorbay Küçük, adeta “küçük bir kurban” olarak seçildi.
Onu hedef göstererek, maçlara doğrudan etki eden asıl elebaş hakemler korunmaya çalışıldı.

Artık mesele sadece bahis değildir.

Bu olay, Türk futbolunun bağımsızlığına el uzatan gizli bir yapının varlığına işaret etmektedir.
Bu yapı, kimin cezalandırılacağını, kimin korunacağını belirliyor, isimler buna göre açıklanıyor, cezalar buna göre veriliyor.

Ve şimdi top, Türk yargısında!

Savcıların görevi bu kirli dosyayı açmak, verileri ortaya çıkarmak, gizli kasayı bulmak ve bu karanlık eli deşifre etmektir.

Aksi takdirde, bu karanlık el ortaya çıkarılamazsa futbol artık bir oyun olmaktan çıkacak.
Jorge Jesus’un görev yaptığı dönemde söylediği şu sözler, bugün çok daha anlamlı hale geliyor:

“Bu ligin sportif gerçekliği yok. Bu ligde maçlar sahada kazanılmıyor. Kim kazanırsa kazansın bunu söylüyorum.”

Eğer gerçekler ortaya çıkarılmazsa Türk futbolu, kurgulanmış bir senaryonun sahnelenmeye devam ettiği karanlık bir tiyatroya dönüşecektir.

9 Kasım 2025 Pazar

ATATÜRK'ÜN VE ZAFERİN IŞIĞI KADIKÖY'DE SAHNEDE!

Fenerbahçe - Kayseri Spor maçı önü  Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına, günün anlam ve önemini yansıtan, insanın içini ürperten, gözleri yaşartan bir kartografik gösteriye sahne oldu.
Tribünlerde dalgalanan sarı-lacivert bayraklar, dev kırmızı beyaz Türk bayrağı Atatürk’ün siluetiyle birleşti. O an Kadıköy, sadece bir stadyum değil, bir milli gurur sahnesi haline geldi.
Duygulanmamak elde değildi...

Maç bu duygular ile başladı. Hem de ezeli rakibi lig lideri  bir saat önce körfezde yenilmiş maç bir anda 6 puanlık maça bürünmüştü. Fenerbahçe' de bu duygulara kulak verip  oyuna hızlı ve bilinçli bir tempoyla başladı. Topu her kullanımda pas trafiğinde daha dikkatli, arzulu, istekliydi.
Kanatlardan Nene ve Kerem’in etkili koşuları, orta sahadaki Fred’in zekice pasları ve Alvarez’in topu tutma ile ilk müdahale becerisi birleşince, sarı-lacivertliler rakibi adeta baskı altına aldı.

Fenerbahçe bu maçta bu sezon hiç olmadığı kadar sabırlı oynadı, fırsatı bekledi. Ve fırsat  Kayseri şehrinin plakasını 38. dakikayı gösterdiğinde geldi. Talisca'nın muhteşem pasına İspanyol Asansio aynı güzellikte bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Ardından Ederson ile başlayan atak Nene ile golle sonuçlandı. Skor bir anda 2-0’a ulaştı.
İlk devre bu şekilde bitti. 
İkinci yarı Nene ve Kerem'in tek vuruşluk harika golleri ile 2 gol daha atarak skor 4-2 oldu.
Bu akşam Fenerbahçe sadece iyi futbol oynamadı, sahaya karakter koydu, ruhunu sahaya yansıttı.

Fred gecenin yıldızıydı. İki asist yaptı, oyunun her anında sorumluluk aldı, takımı yönlendirdi. Hocasına  hazırım, bana güven der gibi oynadı.
Ama asıl etkileyici olan, sahadaki tüm oyuncuların pes etmemesi ve sonuna kadar mücadele etmesiydi. 
Bakmayın Fenerbahçe'nin 2 gol yediğine! Rahmetli Todor Veselenoviç'in dediği gibi önemli olan yediğinin fazlasını atmaktı!
Fenerbahçe'de bunu yaptı Veselenoviç'i anarcasına!

Fenerbahçe gerçekten bu gece adına yakışır bir şekilde futbol oynadı ve tam tamına 6 puanı da alıp ligde bende varım dedi.

Ve Kadıköy'deki bu mücadele, maçtan önceki gösteri ile birlikte  birleşince Atatürk’ün ölümsüz sözlerini akla getirdi. Bu galibiyet bu sözlerin ışığı altında bir anda anlam kazandı.
Ulu Önder, 
"Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir.”
“Başarı ise, ‘Başaracağım’ diye başlayarak, sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.”
“Egemenlik verilmez, alınır.” diyordu.

Fenerbahçe bu akşam, işte bu sözlerin canlı örneğiydi. Zafer, sahada inanan futbolcuların 4 gollü galibiyetiyle “Zafer benimdir” diyebilmesiydi.

Başarı, bu takımdan bir halt olmaz denildikten sonra son 4 lig maçını üst üste kazanıp puan farkını 1 indiren teknik ekibin, “Başaracağım” diyerek yola çıkıp sonunda “kovulmadım başardım” diyebilme kararlılığının göstergesiydi.

Egemenlik ise, yıllardır üzerine oynanan oyunlara ve haksızlıklara rağmen teslim olmayan bu büyük camianın direniş ruhuydu.

Tedesco’nun inancı, futbolcuların kararlılığı ve taraftarın desteğiyle birlikte dirilişin ve zaferin resmi  çiziliyordu bu gece Kadıköy’de. 
Milli araya 4 gollü bir galibiyet ve 1 puana düşen liderlik hesaplarıyla giriliyordu. Hem de 12 hafta boyunca hiç hakem yardımı olmadan en az 4 puanı çalınmasına rağmen!

Bu camia birlik ve beraberliğini koruduğu sürece, bu sezonun en büyük şampiyonluk adayıdır. 

Milli ara sonrası bambaşka bir lig bizleri bekliyor. 
Çünkü "yapı" körfezde denize döküldü. El verilip tekrar körfezin derin sularından çıkartılıp diriltilmezse, her şey adalet ışığı altında tersine dönecektir.

Başkan Sadettin Saran ve yönetimini de kutlamak gerekir. Sessiz sedasız doğru işler yapıyorlar...

Unutmayın:
“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir.”

Ve Fenerbahçe bu gece lig sonunda  “Zafer benim olacak” dedi.