Fenerbahçe - Kayseri Spor maçı önü Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına, günün anlam ve önemini yansıtan, insanın içini ürperten, gözleri yaşartan bir kartografik gösteriye sahne oldu.
Tribünlerde dalgalanan sarı-lacivert bayraklar, dev kırmızı beyaz Türk bayrağı Atatürk’ün siluetiyle birleşti. O an Kadıköy, sadece bir stadyum değil, bir milli gurur sahnesi haline geldi.
Duygulanmamak elde değildi...
Maç bu duygular ile başladı. Hem de ezeli rakibi lig lideri bir saat önce körfezde yenilmiş maç bir anda 6 puanlık maça bürünmüştü. Fenerbahçe' de bu duygulara kulak verip oyuna hızlı ve bilinçli bir tempoyla başladı. Topu her kullanımda pas trafiğinde daha dikkatli, arzulu, istekliydi.
Kanatlardan Nene ve Kerem’in etkili koşuları, orta sahadaki Fred’in zekice pasları ve Alvarez’in topu tutma ile ilk müdahale becerisi birleşince, sarı-lacivertliler rakibi adeta baskı altına aldı.
Fenerbahçe bu maçta bu sezon hiç olmadığı kadar sabırlı oynadı, fırsatı bekledi. Ve fırsat Kayseri şehrinin plakasını 38. dakikayı gösterdiğinde geldi. Talisca'nın muhteşem pasına İspanyol Asansio aynı güzellikte bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Ardından Ederson ile başlayan atak Nene ile golle sonuçlandı. Skor bir anda 2-0’a ulaştı.
İlk devre bu şekilde bitti.
İkinci yarı Nene ve Kerem'in tek vuruşluk harika golleri ile 2 gol daha atarak skor 4-2 oldu.
Bu akşam Fenerbahçe sadece iyi futbol oynamadı, sahaya karakter koydu, ruhunu sahaya yansıttı.
Fred gecenin yıldızıydı. İki asist yaptı, oyunun her anında sorumluluk aldı, takımı yönlendirdi. Hocasına hazırım, bana güven der gibi oynadı.
Ama asıl etkileyici olan, sahadaki tüm oyuncuların pes etmemesi ve sonuna kadar mücadele etmesiydi.
Bakmayın Fenerbahçe'nin 2 gol yediğine! Rahmetli Todor Veselenoviç'in dediği gibi önemli olan yediğinin fazlasını atmaktı!
Fenerbahçe'de bunu yaptı Veselenoviç'i anarcasına!
Fenerbahçe gerçekten bu gece adına yakışır bir şekilde futbol oynadı ve tam tamına 6 puanı da alıp ligde bende varım dedi.
Ve Kadıköy'deki bu mücadele, maçtan önceki gösteri ile birlikte birleşince Atatürk’ün ölümsüz sözlerini akla getirdi. Bu galibiyet bu sözlerin ışığı altında bir anda anlam kazandı.
Ulu Önder,
"Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir.”
“Başarı ise, ‘Başaracağım’ diye başlayarak, sonunda ‘Başardım’ diyebilenindir.”
“Egemenlik verilmez, alınır.” diyordu.
Fenerbahçe bu akşam, işte bu sözlerin canlı örneğiydi. Zafer, sahada inanan futbolcuların 4 gollü galibiyetiyle “Zafer benimdir” diyebilmesiydi.
Başarı, bu takımdan bir halt olmaz denildikten sonra son 4 lig maçını üst üste kazanıp puan farkını 1 indiren teknik ekibin, “Başaracağım” diyerek yola çıkıp sonunda “kovulmadım başardım” diyebilme kararlılığının göstergesiydi.
Egemenlik ise, yıllardır üzerine oynanan oyunlara ve haksızlıklara rağmen teslim olmayan bu büyük camianın direniş ruhuydu.
Tedesco’nun inancı, futbolcuların kararlılığı ve taraftarın desteğiyle birlikte dirilişin ve zaferin resmi çiziliyordu bu gece Kadıköy’de.
Milli araya 4 gollü bir galibiyet ve 1 puana düşen liderlik hesaplarıyla giriliyordu. Hem de 12 hafta boyunca hiç hakem yardımı olmadan en az 4 puanı çalınmasına rağmen!
Bu camia birlik ve beraberliğini koruduğu sürece, bu sezonun en büyük şampiyonluk adayıdır.
Milli ara sonrası bambaşka bir lig bizleri bekliyor.
Çünkü "yapı" körfezde denize döküldü. El verilip tekrar körfezin derin sularından çıkartılıp diriltilmezse, her şey adalet ışığı altında tersine dönecektir.
Başkan Sadettin Saran ve yönetimini de kutlamak gerekir. Sessiz sedasız doğru işler yapıyorlar...
Unutmayın:
“Zafer, ‘Zafer benimdir’ diyebilenindir.”
Ve Fenerbahçe bu gece lig sonunda “Zafer benim olacak” dedi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder