Son bir haftaya bakın.
Bir ülkenin gündemi bu kadar mı ustaca değiştirilebilir sorusu, ister istemez akla geliyor.
Bahis ve uyuşturucuya ilişkin iddialar gündemdeyken asgari ücret zammı açıklandı.
Oldukça sınırlı bir tartışma ortamında…
Ne kapsamlı biçimde ele alındı, ne toplumun geniş kesimleriyle tartışıldı, ne de farklı görüşler yeterince gündeme taşındı.
İşçi sendikalarından güçlü bir toplumsal tepki yükselmedi.
Televizyon ekranlarında konu, çoğunlukla açıklandığı anla sınırlı kaldı.
28 bin 75 lira bu şekilde yürürlüğe girdi.
Bugün 28 bin lirayla geçinmenin ne kadar zor olduğunu toplumun çok büyük bir kesimi biliyor.
Buna rağmen ekonomik gerçeklerin kamuoyunda yeterince ele alınmadığı yönünde yaygın bir kanaat oluştu.
En büyük banknotumuz 200 lira.
Ancak alım gücünün ciddi biçimde düştüğü açıkça hissediliyor.
Bugün 200 lirayla ancak iki fincan kahve alınabiliyor.
Bitti mi?
Bitmedi.
Ardından 11. Yargı Paketi Meclis’ten geçti.
Bu düzenleme ile çok sayıda hükümlünün tahliye edileceği kamuoyuna yansıdı.
Önce 55 bin rakamı telaffuz edildi,
ardından bu sayının daha da artabileceği yönünde değerlendirmeler yapıldı.
Tahliyelerle ilgili bazı açıklamalar ve kamuoyuna yansıyan söylemler,
toplumda ciddi endişelerin oluşmasına neden oldu.
Bu noktada birçok vatandaş şu soruyu sormaya başladı;
- Toplumsal güvenlik boyutu yeterince değerlendirildi mi?
Bitti mi?
Bitmedi.
Libya’ya ait bir uçağın Ankara semalarında düşmesi ve
Libya Genelkurmay Başkanı ile beraberindeki heyetin hayatını kaybetmesi,
uluslararası boyutu olan son derece önemli bir gelişmeydi.
Bu tür olayların;
iki ülke ilişkileri açısından diplomatik, askerî ve siyasi sonuçlar doğurabileceği açıktır.
Ancak kamuoyunda, bu olayın yeterince tartışılmadığı yönünde güçlü bir algı oluştu.
Siyasi aktörlerden ve medya ekranlarından sınırlı açıklamalar geldi.
Bir ülkenin başkentinin semalarında meydana gelen
ve yabancı bir ülkenin Genelkurmay Başkanı’nı ilgilendiren bir kazanın
çok yönlü biçimde ele alınması gerektiği görüşü yaygındı.
Ve ardından gündem değişti!
Türkiye’de en geniş kitlelere hitap eden spor camiası bir anda tartışmaların merkezine yerleşti.
FENERBAHÇE.
Kamuoyunda oluşan değerlendirmelere göre,
spor üzerinden yürüyen bu tartışmalar,
ekonomik ve hukuki gelişmelerin önüne geçti.
Kulüp başkanı, yurt dışından döndükten sonra kendi iradesiyle savcılığa giderek ifade verdi.
Süreç, kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.
Soruşturma dosyasında gizlilik kararı bulunmasına rağmen,sosyal medya ve bazı yayın organlarında çok sayıda bilginin dolaşıma girdiği görüldü.
Bu durum, yargı süreçlerinin medyada ele alınış biçimini yeniden tartışmaya açtı.
Fenerbahçe, Türkiye’de yalnızca bir spor kulübü değildir.
Milyonları etkileyen, toplumsal karşılığı olan büyük bir camiadır.
Bu nedenle Fenerbahçe üzerinden yürüyen her tartışma,
toplumun geniş kesimlerinde yankı bulmaktadır.
Tepkiler büyüyünce süreç farklı bir aşamaya evrildi ve kulüp başkanı serbest bırakıldı.
Sonrasında farklı isimler üzerinden yürüyen adli süreçler de kamuoyunun dikkatini çekti.
Bu gelişmelerin zamanlaması,
“gündem mi değişiyor?” sorusunun yeniden sorulmasına neden oldu.
Bütün bu yaşananlar,
toplumun adalet duygusu, şeffaflık beklentisi
ve ekonomik kaygılarının aynı anda karşılık bulamadığını düşündürüyor.
Fenerbahçe ise bu ülkenin tarihsel hafızasında özel bir yere sahiptir.
Kurtuluş Savaşı yıllarında üstlendiği rol,
onun yalnızca bir spor kulübü olmadığının göstergesidir.
Bu camia kolay kolay yıpranmaz.
Çünkü kökleri derindir.
Aziz Yıldırım’ın geçmişte dile getirdiği şu sözler,
bugün hala hatırlanmaktadır;
“3 Temmuz bitmedi. Daha da güçlendiler.
Devletin her kademesine sızdılar.
Bugün çok daha tehlikeliler.”
Bugün yaşananlar, bu sözlerin neden hala tartışıldığını bir kez daha düşündürmektedir.
O yüzden şimdi zaman;
kenetlenme zamanı,
birlik olma zamanıdır.
Sonuç ne olursa olsun, herkese bir kez daha yüksek sesle söylenmesi gereken bir gerçek vardır;
FENERBAHÇE YIKILMAZ.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder